Genel

Benimle gölgem arasındaki bir mesele

Korkuyorum.

Oldu. Söyledim işte. Bitmek, dinmek bilmeyen bir korku. Bazen durduk yere, saçma sapan şeylere delice çarpıyor kalbim. Midemde o kötü bir şey olacakmış gibi hissettiren, pek tanıdık bulantı. Sürekli.

Kaygı.

Hashimoto geldi önce. Ayarlarımı bozdu. Sonra kaygı bozukluğu. Tip 1 Diyabet çok fazla şey aldı benden. Abuk subuk bir mesaj, incir çekirdeğini doldurmayacak bir olay, ya da sadece dışarı çıkıp halletmem gereken minicik bir iş bile beni ruhuma bir kıymık batmışçasına rahatsız edebiliyor. Berbat bir şey bu. Berbat. Berbat kere berbat.

Kaygıyı kontrol edemediğim için mesafeli duruyorum sosyal medyaya. Kaygı sebebiyle elimin tersiyle itiyorum çoğu şeyi. Kaygı sebebiyle hayat denen yolda kenardan kenardan yürüyorum. Duvarlarıma tutuna tutuna. Hırslarımdan arındım. İsteklerim anlamını yitirdi. Bazı hayallerimi ise çoktan unuttum.

Bir şikâyet yazısı değil bu. Etmem, edemem. Hayat insana her istediğini vermiyor. Bana verilenlerin kıymetini de biliyorum. Çok iyi biliyorum. Bulunduğum yerden memnun muyum? Memnunum. Sadece birazcık doluyum bugün. Uykusuzum. Bademciklerim şişmiş. Azıcık da halsizim.

Korkuyorum bir de. Sürekli, sürekli korkuyorum.

Her inişte, her çıkışta, her ağrıda, her doktor randevusunda, her vedada, her arkasından bakışta.

Korku benim gölgem. Korku benim gölgeden dokunmuş ikizim. Benden besleniyor, büyüyor, büyüyor ve güneşi göremiyorum. Bitmek bilmeyen bir üstünlük mücadelesi. Ama kimseden bir şey istemiyorum – belki bir mucize hariç. Çünkü bu benimle gölgem arasındaki bir mesele.

Bir of çekiyorum. Derin bir nefes alıyorum. Veriyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Açıyorum.

Yazdım, biraz olsun rahatladım.

Sorun yok. Burası güvenli.

Güvendeyiz.

İyiyiz.

İhsan Raif Hanım’ın sözleri geliyor aklıma neden sonra : “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime…”

Write a comment