Yazılar

Yalınayak Annelik

Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum. Komşu çocuklarından birinin annesinin bana bir tokat patlattığını hatırlıyorum sadece. Sebebini de hatırlamıyorum, ancak hiç hak etmedim diye ağladığımı biliyorum. Annem o zamanlar çalışırdı, o akşam eve yorgun argın geldiğinde ağlayarak olanları anlattığımı ve onun ayağına ayakkabı giymeyi bile unutup bana tokat atan kadına hesap sormaya yalınayak koşmasını hiç unutamıyorum, ve hatırladıkça hala gülüyorum. Annelik böyle olmalı işte..Yalınayak. Hala güldüğüm bir başka “yalınayak”anı ise babamla ilgilidir. On iki yaşlarında olmalıyım sanırım. Evimizin yakınlarında peşimize takılan serserilerden kaçmak için bir markete sığındığımız, ve serserilerin marketin önünde beni ve arkadaşlarımın çıkmasını beklediği korkunç bir anı. Marketin telefonundan babamı arayıp panikle olanları anlattığımı hatırlıyorum. Ve yaklaşık on saniye içinde babamın bordo renkli arabasının hışımla marketin önünde belirdiğini.
Serserilerin üzerine sürdüğü arabadan yalın ayak dışarı fırlıyor. Serseriler çil yavrusu gibi dağılıyor ve babam onları caddeler boyunca yalın ayak kovalıyor. Arkadaşlarımın hayranlık dolu gözleri gözümün önünden gitmiyor.
Çocuğunuz söz konusu olduğunda gözünüzün dönmesi kadar güçlü bir duygu olamaz. O an her şeyi yapabilir insan, bir uçurumdan atlayabilir, bir kaplanla dövüşebilir, herkese ve her şeye dönüşebilir. Üzerine titrediğiniz canlıyı korumaktan daha güzel bir içgüdü olabilir mi? 
Korumaktan kastım sadece bedenini korumak da değil aslında. Onu korumak istemek bence bedenini, ruhunu, zekasını, aklını, kalbini, geçmişini ve geleceğini de korumak istemek demektir. Çocuğunuzun sağlıklı insan ilişkileri kurabilmesi için onu bağımsız ve kendine özgü yetiştirmek, ona sağlıklı beslenme alışkanlıkları aşılayarak sağlığını korumasını ve görünümüne özen göstermesini öğretmek, disiplinli olmak ama baskı kurmamak, bireyselliğine saygı duymak, fikrini sormak, ona çağdaş bir eğitim vermek, ona kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, ona karşılaşabileceği tehlikeleri anlayabileceği dilde anlatmak, ona koşulsuz sevgi ve şefkat vermek, onu aşağılamamak, onu başkasıyla kıyaslamamak veya diğerleri gibi olmaya zorlamamak gibi bir çok sorumluluğu vardır bence annelerin. Herkes ne kadar zor olduğundan bahseder, ve evet, çok zordur annelik. Ve siz kendinizi ne kadar parçalasanız da muhtemelen küçük canavarınızın uzun bir süre umurunda bile olmayacaktır. Ta ki bir küçük canavar da ona gelip sizin intikamınız alınana dek 🙂 Ama annelik zaten karşılık beklemeden yapılmaz mı? Çoğu zaman platoniktir aslında. 

Annelik duygusunun kadınlara özgü olduğunu da kesinlikle düşünmüyorum. İyi bir anne olmanın cinsiyet, zeka, din, dil, ırk, tür ile bir ilgisi yoktur bence. Çoğu insandan kat kat iyi annelik yapan canlılar, minicik kedilere annelik yapan köpekler, sakat bir hayvana bir insanın sakat çocuğuna baktığından daha iyi bakan insanlar, küçük kardeşlerine annelerinden daha iyi annelik yapan abla ve ağabeyler, çocuklarına eşlerinden çok daha iyi annelik yapan muhteşem erkekler vardır. Erkek penguenleri ve deniz atlarını, yavrularını nasıl koruduklarını düşünün. Bunu yapmayı reddeden insanlar vardır.  Bugün, hiç birini unutmayalım. Bugün çiçek, ev ve mutfak ürünleri, kozmetik, tekstil malzemesi satanları zengin etme günü olmaktan çok daha anlamlı bir gün aslında. Türlü türlü varlıklara annelik yapan tüm şefkatli, cesur, iyi yürekli ve merhametli canlılar…Anneler Günü’nüz Kutlu Olsun!

 

Write a comment