Articles Yazılar

Değişim

Bugün küçük kızım kötü bir ruh haliyle uyandı. İğne olmak istemediğini, acıdığını, iğneden korktuğunu söyledi ve uzun etkili insülini peşinen reddetti. Önce yüksek/düşük kan şekerinin sebep olduğu sinirlilik hallerinden biri diye düşündüm ve bir daha kan şekerini kontrol ettim – kan şekeri gayet normaldi. Sadece bıkmıştı. Gayet normal, insani bir tepki. Hepimiz gün içinde zorunda olduğumuz veya başkasını mutlu etmek istediğimiz için, pek hoşlanmadığımız bir çok şey yapmak zorunda kalırız. Ama o zorunda olduğu şeyi hayatta kalabilmek için yapıyordu ve bunun farkında değildi. Sebebini pek anlayamadığı o iğnelerden usanmıştı işte.
Elbette hemen açıklamaya giriştim. Eğer hasta olmak istemiyorsa insülinlerini olmalıydı, hem çok fazla acıtmıyordu ki. Hasta olursa onu mutlu eden şeyleri yapamazdı. Sanırım bu cümleleri sarfederken yüzümdeki hüznü saklayamamış olacağım ki anında ruh hali değişiverdi. Annesi üzgündü, ve yaşı kaç olursa olsun, bir çocuğun kitabında bu hemen değişmesi gereken bir şeydi. Mutlu anne demek mutlu çocuk demekti. “Ben hiç korkmuyorum ki insülinden” dedi bir anda, “Ben kocaman bir abla oldum. Devvv gibi. Hiç acıtmıyor ki.” 
İnsanın kalbinin yerinden çıkıp yere düştüğü o anlardan biriydi işte… Bu kadar küçük bir insanın bu kadar duyarlı, bu kadar cesur olduğunu görmek insanı değiştiriyor. Kızım beni her gün değiştiriyor. 

Yine bir Pazartesi, yine evimiz kızımın neşeli konuşmalarıyla canlanıyor. Kızım ve ben, kendimize ait bir gün daha geçiriyoruz.
 

 

Write a comment