GAPS Kahvaltılıklar Kuruyemişsiz Paleo Sütsüz Vegan Yumurtasız

Rafine Şekersiz Ayva Marmeladı

Dün gece salonda oturmuş kitap okuyorum. Askıdaki saksımdan pat diye bir ses geldi. Saksı sallanmaya başladı. Deprem olmadığından emin olunca, Hah, dedim. Freddie Mercury ziyaretime geldi. Evde böyle tuhaf gürültüler olduğunda kendi kendime hep aynı şeyi söyler, sonra da gülerim.

Hikayesi şöyle:

En sevdiğiniz müzik grubu kim diye sorsalar hiç tereddütsüz Queen derim.  Bu yıllardır böyle. Hatırlıyorum, henüz ortaokuldayım, çocukluktan çıkmak üzereyim ve hafiften asi bir döneme girmişim. Sabah akşam babamdan arakladığım Queen kasetlerini dinliyorum.

Herkes Backstreet Boys dinlerken Queen dinlemek acayip havalı bir şeymiş gibi geliyor bana. Ama o kadar ergenim ki Queen dinlemek yetmiyor, bir de bunalıma girmek için sebep üstüne sebep arıyorum.

Bilirsiniz o zamanlar Blue Jean diye bir dergi var. Zamanın Hey Girl veya He&She dergileri gibi pop sanatçılarından çok Rock/Metal/HipHop dinleyen gençliğe hitap ediyor. Ben de özenip Blue Jean dergisi almaya başlıyorum. Sayfalarından birinde de bunalıma girmek için aradığım sebebi buluyorum: Queen solisti Freddie Mercury’nin posteri, hayat hikayesi ve ölümü.

Osteri hemen başucuma asıyorum. Freddie bir 24 Kasım günü, AIDS sebebiyle vefat etmiş. Defalarca kez okuyorum yazıyı. Tek odaklandığım konu da Freddie Mercury’nin yaklaşan ölüm yıl dönümü.

24 Kasım geliyor. Tam bir moron gibi, bütün gün okulda asık bir suratla geziyorum. Sebebini soran herkese de “Bugün Freddie Mercury’nin ölüm yıldönümü de.”diyorum. Bazıları adamcağızın kim olduğunu bile bilmiyor. Bu da benim daha havalı hissetmemi sağlıyor. Te Allah’ım.

Akşam eve geldiğimde evde kimse yok. Anahtarımla kapıyı açıp içeri giriyorum. Odama gidiyorum. Odamda ne yaptığım şu an hatırımda değil ama başucumdaki Freddie Mercury posterinin yapışkanının duvardan ayrılıp bir ağacın yaprağı gibi süzülerek önüme düşmesini gayet iyi anımsıyorum.

Kalbim küt küt atmaya başlıyor. Sen misin Freddie, Freddie diye sayıklayan!

Bekliyorum. Bir şey olmuyor. Odamda artık ne yapıyorsam yapmaya devam ediyorum. Tedirginim. Biraz sonra içeriden PAT diye bir ses geliyor. Donup kalıyorum.  Adam beni almaya mı geldi nedir?

İçimden bildiğim bütün duaları okuyorum. Cesaretimi toplayıp sesin nereden geldiğine bakmaya karar veriyorum.

Az sonra gizem perdesi aralanıyor. Ses mutfaktan gelmiş meğer. Mutfak kapısına asılmış ağır bir torba kaymış ve gürültüyle yere düşmüş. Ama bu kadar tesadüf bana yetiyor. Ders kitabımı aldığım gibi komşuya gidiyorum. Annemler işten dönene kadar da onlarda oturuyorum.

Toprağı bol olsun tabii de, nasıl korktuysam bir daha hiçbir ölüm yıl dönümünde asık suratla gezmedim.

Bu aralar Bohemian Rhapsody filmi sayesinde hem Freddie hem de Queen epey gündemde. Aklıma düştü işte benim de…

Ah çocukluk ah!

Tabii yine de 24 Kasım’da evde durmayacağım 🙂



Rafine Şekersiz Ayva Marmeladı

Servis: Yaklaşık 500 gr marmelat

İçindekiler:

1 kg ayva

½ limonun suyu

3 çorba kaşığı nar tanesi*

1,5 bardak hurma suyu* veya elma suyu konsantresi

 

Yapılışı:

1-Ayvaları soyup orta kısmını çıkarın. Rendeleyin.

2-Kısık ateşte ayva rendesi, nar taneleri, limon suyu ve hurma suyunu marmelat kıvamı alana dek yaklaşık 1 saat pişirin.

3-Kavanozlayıp ters çevirin. Buzdolabında saklayın.*

 

Notlar:

*Hurma suyu hazır, ev yapımı ile aynı sonucu alamazsınız. Hurmatatmarket.com’dan.

*Nar taneleri marmelada tatlı bir pembe renk veriyor. Ama ağzıma nar çekirdeği gelmesin diyorsanız yerine yarım çay bardağı nar suyu ekleyebilirsiniz.

*Bu marmelat epey dayanıyor, yaklaşık 1,5 ay önce yaptım, henüz bozulmadı.

Write a comment